Özür dilerim öğretmenim - İŞSİZ ÖĞRETMENLER - Blogcu



İŞSİZ ÖĞRETMENLER

Özür Dilerim Öğretmenim

Özür dilerim öğretmenim!
 

Öğretmenlerimiz bugün Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki gibi mutlu ve coşkulu değil. Ekonomik nedenler onları ek işler yapmaya yönlendiriyor, atandıkları okullarda altyapı ve teknoloji yetersizliği şaşırtıyor

Genç yaşta yitirilen dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, Harf Devrimi sonrası mezun olan öğretmenlere, tek tek mektup yazarak şöyle sesleniyordu:

"Muallim Arkadaş,
... bu sene mezunların dağıtımında senin payına ... isabet etti. Orası güzel vatanın yardım ve aydınlatmana muhtaç verimli bir köşesidir. ... büyük bir güvenle, senin de aziz vatan ve milletine hizmet edebilmek için bugünü sabırsızlıkla beklediğine inanıyorum.

... yollarda en iyi şekilde yardımcı olmaları için Maarif İdareleri'ne lazım gelen talimat verilmiş olunduğundan, iskele, istasyon ve yol uğrağı kasabalarda, yakalarında YILDIZ bulunan bir zat seni bekleyecek ve yol gösterecektir. Onların da seni kolaylıkla tanıyabilmeleri için yakana bir YILDIZ takmalısın. Gideceğin yer hiç de yabancı olduğun yer değildir.

Görev ve yolluklarının hemen gönderilmesi için yerine yazılmıştır. Oraya varır varmaz donanım bedelini de alacaksın...

Bilhassa bu sene yeni Türk harflerini öğretmek gibi şerefli bir vazifen daha vardır. Bütün memleket evlatlarını bir an evvel yeni harflerle okutarak, Türkiye'de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle çalışmak mecburiyetindesin. Bunun için yeni Türk harflerini... her yerde her gördüğün kadın, erkek, fakir, zengin, çiftçi, tüccar, köylü ve şehirli ayırt etmeyerek herkese derhal öğreteceksin. Milletimize yeni kalkınma sahası yaratacak olan bu büyük zaferi kısa bir zamanda kazanacağına emin olarak vazifelerinde muvaffakiyetler diler ve işe başlama haberini beklerim aziz meslekdaşım."

1928 ile bugünün farkı

Özetlediğim mektubu alan öğretmelerin, bugün 'motivasyon' dediğimiz 'coşku ve özgüveni'nin ne büyük olduğunun duyumsamamak olanaksız! Neresi olursa olsun, görev yerlerine giden öğretmenleri bugün hiç de mutlu ve coşkulu değil. Ekonomik nedenler onları ek işler yapmaya yönlendiriyor, atandıkları okullarda altyapı ve teknoloji yetersizliği şaşırtıyor; yönetimdeki aşırı hiyerarşi ve ödüllendirme yerine cezalandırma, sürekli soruşturmalar, dedikodular ve aldıkları eğitimin ve uygulama deneyimlerinin yetersizliği, bunun yanında kalabalık sınıflar, okul öncesinden geçmemiş, altyapısız çocuklar, bilinçsiz veliler, iklim ve barınma sorunları... derken diz boyu olumsuzluklarla başlayan bir meslek yaşamı...

Geçmişi bilenler buluşunca yakınır: Köy öğretmen okulları, yüksek öğretmen okulları, eğitim enstitüleri ve buralardan yetişen, köyü, köylüyü tanıyan, seven, hatta içinden çıkmış ama dönüp ona yararlı olmayı ülkü edinmiş, doğu-batı edebiyatını, müziğini, felsefeyi, bir müzik aletini çocuklarına öğretecek ya da yol gösterecek derecede bilen, resim yapan, yazı yazan, gazete çıkarabilen, sürekli okuyan, düşünen, kafası aydınlık, sorgulayabilen, el becerileri gelişmiş, marangozluktan elektrikçiliğe, tarımdan hayvancılığa her alanda bilgi ve beceri sahibi, yine günümüz diliyle 'total' öğretmenler. Onlara 'devrimci, kalkınmacı, aydınlanmacı, Mustafa Kemal Atatürk'ün, Cumhuriyet'in öğretmenleri' diyebiliriz eminim.

Özgüvenli ve görevinin bilincindeki bu öğretmenler değil mi, günümüz eğitim sevdalılarının önünü açan? Bugün bir yerlerde, 'başarılı, namuslu, alın teriyle üreten, vatanın her köşesinde sızlanmadan görev yapan yüzbinlerce sessiz sesli kahraman'lar varsa onlar, bir zamanlar önlerini ve ufuklarını açan, gerçek erdemleri ve ilkeleri öğreten bu yönderler (mentorlar) sayesinde vardır. Bugün ise geldiğimiz noktada öğretmenlerimizin durumu gelişeceğine kötüleşmiş, sorunları çözümleneceğine ağırlaşmış durumdadır.

Plansızlık

Her alanda olduğu gibi, öğretmen yetiştirmede de, her aşamadaki plansızlık, planlamanın gerekliliğine ve sorumluluğuna inanmama, bunu görevden saymama vurdumduymazlığı, durmadan haksızlığa uğrayan koskoca bir öğretmen kitlesi yaratmıştır.
Her yıl, sürekli açılan ve her dalda öğretmenlik öğrencisi alan eğitim fakültelerinden binlerce öğrenci mezun olmakta, bunlara, ayrıca formasyon eğitimi alarak öğretmenlik hakkı kazanan fen edebiyat fakülteleri mezunları eklenmekte, MEB ise her yıl, maliyenin verebildiği kadrolara göre, ancak belli dallarda birkaç bin öğretmeni atayabilmektedir.

Her ilde yüzlerce açık

Böylece, atananların sorunlarının ötesinde, toplumumuzda, çeşitli dallarda öğretmen olmuş koskoca bir işsizler ordusu birikmiş olup her yıl buna binlercesi eklenmektedir. Bunun yanında, her ilin en azından 500-1500 arası öğretmene gereksinimi sürmekte, açıklar, var olan öğretmenlere saat başı ek ücret ödeyerek sağlıksız şekilde doldurulmaktadır.

Cumhuriyet'in temelini oluşturan, toplumu aydınlatan, ülkenin her yerine severek, sevilerek, sayılarak, çalışmaları üst düzeyde desteklenerek görev yapan değeri toplumun her kesimince benimsenmiş öğretmenimiz bugün neden bu halde? Çalışan öğretmenimizi sevgi ve minnetle anarken, karın doyurmak için 'ne iş olsa yaparım' noktasına getirilen, diplomalı işsiz öğretmenlerimizin de hak etmedikleri bu durumu masaya yatırmak ve öğretmen eğitiminden başlayarak istihdamına giden tüm sorunları planlayarak çözümlemek zorundayız! Cumhuriyet'imizin insan kaynaklarını böylesi kötüye kullanmaya ve eğitilmiş insan gücünü boşa harcamaya asla hakkı yoktur!

Prof. Dr. Türkan Saylan
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı

17:33 - 23/8/2008 - yorum {yok} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
250bin öğretmen
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
google
tc no sorgula
kpss puanını sorgula
ingilizce-türkçe çevir
mega tag
upload (dosyalarınızı yükleyin)
resmi gazete
vergi kimlik no
ip ni öğren
ssk prim
emeklilik yaşı hesapla
oks sorgu
imsakiye
özgür ansiklpedi
e-okul
e-devlet
tübitak
TRT
MEB
bilim çocuk
memurlar.net
SBS 2009
hava durumu
OSYM
Kategoriler
Son Yazılar
- İşsiz öğretmenler açlık gravi yaptı
- Yoksa KPSS iptal mi edilecek!
- Yoksa KPSS iptal mi edilecek!
- kpss videoları
- Özür Dilerim Öğretmenim
Arkadaşlarım
kpsszede
nuur